İçeriğe geç

İş Yaşamında Dengeye Yatırım: Eşitlikten Güç Alan Fonlar

14/11/2024

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre 2023 yıl sonu itibarıyla nüfusun yarısını kadınlar oluşturmaktadır. Nüfusun cinsiyet dağılımında görülen eşitliğe, cinsiyete göre ayrıştırılmış iş gücü istatistiklerinde ise rastlanmamaktadır. TÜİK tarafından 1990 yılında yayımlanan iş gücü istatistiklerinde kadınların iş gücüne katılma oranı %34,1 iken 2024 yılı ikinci çeyreğine gelindiğinde aynı oranın %36,6 olduğu görülmüştür. Aynı veri dönemi için cinsiyete göre ayrıştırılmış olarak bitirilen eğitim düzeyine göre sunulmuş veri kümesinde iş gücüne katılım oranı incelendiğinde bu oranın yükseköğretim mezunu erkeklerde %86,3 iken kadınlarda %68,3 olduğu saptanmıştır. Dolayısıyla bitirilen en yüksek eğitim düzeyinde dahi iş gücüne katılma oranında kadın ve erkek eşitliğinin sağlanmadığı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan iş gücüne dahil olmayan 21 milyon 96 bin kadının iş gücüne katılmama nedenleri değerlendirildiğinde %36,6’sının “ev işleriyle meşgul olma” yanıtını verdiği saptanmıştır. Diğer bir ifadeyle iş gücüne dahil olmayan her 100 kadından 37’si hane içindeki ev işleri ve bakım sorumlulukları nedeniyle iş gücüne dahil olamadığını ifade etmiştir. Bu veri, kadınların iş gücüne katılımının artması için iş ve aile hayatının uyumlaştırılmasına yönelik politikalara ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir. 

Nitekim Türkiye Cumhuriyeti Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2024-2028) kapsamında kadınların iş gücü piyasasına girişlerini kolaylaştırmak ve insana yakışır işlerde istihdamlarını artırmak için mevzuatın gözden geçirilerek iyileştirici düzenlemeler yapılması stratejisinde “iş ve aile yaşamının uyumlaştırılması konusundaki mevzuat düzenlemeleri, kadın erkek eşitliği perspektifiyle yeniden gözden geçirilecek ve gerekli düzenlemeler yapılacaktır” ifadesine yer verilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından hazırlanan On İkinci Kalkınma Planı’nda (2024-2028) 2028 yılında kadınların iş gücüne katılma oranı %40,1 olarak hedeflenmektedir. Bunun yanı sıra, iş ve aile yaşamının uyumlaştırılması, kadın istihdamının artırılması ve alternatif çalışma yöntemlerini de kapsayacak ikincil mevzuat çalışmaları yapılmasına dair politika ve tedbirlere yer verilmiştir.  Bu bağlamda 2028 yılında kadın istihdam oranının %36,2 olması hedeflenmektedir. Bu noktada, 2024 yılı ikinci çeyreği itibarıyla kadın istihdam oranının %32,6 olduğunu belirtmek gerekmektedir. İstihdam edilen kadınların sektöre göre dağılımı incelendiğinde %63,5’inin hizmetler, %19,1’inin tarım, %16,3’ünün sanayi ve %1,1’inin inşaat sektöründe olduğu görülmektedir. İnşaat sektöründe payın yalnızca %1 olması, toplumsal cinsiyet rolleri ve sektörel cinsiyet ayrışmasının bir yansıması olarak düşünülebilir. Bunun yanı sıra hizmetler sektöründe istihdam edilen her 100 kadından 21’inin “insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri”, 20’sinin “toptan ve perakende ticaret” ve 17’sinin “eğitim” alanlarında çalıştığı saptanmıştır. Bu durum eğitim, sağlık ve ticaret gibi toplumsal olarak kadınlarla özdeşleşmiş iş kollarının hizmetler sektörü içinde yoğunlaşmasıyla açıklanabilir. 

Türkiye’de cinsiyet eşitliği küresel bağlamda değerlendirildiğinde 2006 yılından bu yana Dünya Ekonomik Forumu (World Economic Forum) tarafından yayımlanan ve hem ülkelerarası hem yıllar içerisindeki değişimlere göre karşılaştırma yapma imkanı sunan Küresel Cinsiyet Uçurumu Endeksi (Global Gender Gap Index) incelenebilir. Söz konusu endeks, “ekonomik katılım ve fırsatlar”, “eğitim kazanımları”, “sağlık ve hayatta kalma” ve “politik güçlenme” olmak üzere dört alt bileşenden oluşmaktadır. Cinsiyet eşitliğini ölçen Küresel Cinsiyet Uçurumu Endeksi’nin 2024 yılı sonuçlarına göre, Türkiye 146 ülke arasında 127. sırada yer almakta, bölgesel olarak bakıldığında ise Avrupa bölgesinde 40 ülke arasında son sırada bulunmaktadır. Bunun yanı sıra “ekonomik katılım ve fırsatlar” başlıklı alt bileşene ilişkin skorlar incelendiğinde Türkiye’nin bu alanda ana endeksteki sıralamasının altına düşerek 146 ülke arasında 133. sırada olduğu görülmektedir.  Tablo 1, son üç yılda Türkiye’nin ana endeks sıralamasını ve alt endekslerden ekonomik katılım ve fırsatlar boyutundaki sıralamasını göstermektedir.

Tablo 1. Türkiye’nin Küresel Cinsiyet Eşitliği Endeksindeki Sıralaması

YılKüresel Cinsiyet Uçurumu Endeksindeki KonumuEkonomik Katılım ve FırsatlarAlt Endeksindeki Konumu
2022124/146134/146
2023129/146133/146
2024127/146133/146

 Kadınların ve erkeklerin toplumsal yaşamın her alanına eşit katılımı beklenirken ekonomik katılım ve fırsatlar bileşeni altındaki “iş gücüne katılma oranı”, “tahmini kazanç geliri”, “eşit işe eşit ücret”, “yasa yapıcıların, üst düzey yetkililerin ve yöneticilerin oranı”, “profesyonel ve teknik işlerde çalışanların oranı” göstergelerindeki olumsuz durum nedeniyle gerek ana endekste gerek alt endekste alt sıralarda yer alınmıştır. Bu bağlamda toplumda kadının güçlenmesi ve kadın-erkek fırsat eşitliğinin sağlanmasına yönelik desteklerin artırılması önem arz etmektedir. Bunun önemli bir boyutu kadınların ekonomik katılımına odaklanmaktır. Çalışma yaşamında eşitlikçi katılımı güçlendirme potansiyeli bulunan etkili stratejilerden biri cinsiyet eşitliğini merkezine alan tematik fonların oluşturulmasıdır. Bu fonlar kaynaklarını yönetimde kadın temsiliyetini ve kadın istihdamını desteklemeye yönlendiren cinsiyete duyarlı şirketlere yatırım imkanı sunmaktadır. 

Türkiye’de cinsiyet eşitliği odaklı yatırım yaklaşımının gelişmesine katkıda bulunmak amacıyla tematik fonlar oluşturulmuştur. Bu fonlar yatırımcılara, cinsiyet eşitliğine ve kadının güçlenmesine öncelik veren şirketlere yatırım yapma imkanı sunmaktadır.  Fonlara dahil edilen şirketlerin, yönetim kurullarında ve üst yönetimlerinde yüksek kadın temsiline sahip olmalarının yanı sıra cinsiyet eşitliği politikaları ve programlarını aktif olarak uyguladığı belirtilmektedir. Yatırımcılar sadece finansal getiri elde etmekle kalmamakta, aynı zamanda daha kapsayıcı ve eşitlikçi bir çalışma yaşamı inşa edilmesine katkıda bulunmaktadır. Bu kapsamda Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu (TEFAS) üzerinden işlem gören üç fon bulunmaktadır. Söz konusu fonların halka arz tarihlerine göre sıralaması; İş Portföy İş’te Kadın Hisse Senedi Fonu, TEB Portföy Önce Kadın Değişken Fonu ve Ziraat Portföy Halk’ın Üreten Kadınları Değişken Fonu şeklindedir. Bu fonlar, Borsa İstanbul’da (BİST) işlem gören şirketler arasından yönetim kurulunda en az bir kadın üye bulundurma ve yönetiminde karar verici pozisyonda kadın yönetici bulundurma temel kriterleri başta olmak üzere belirlenen kriterlere göre yatırım yapılabilecek şirketleri içermektedir. Mayıs 2024 itibarıyla BİST 100 endeksinde işlem gören şirketler üzerine yapılan araştırmada Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) üzerinden yürütülen masabaşı çalışması sonucunda, yönetim kurulunda en az bir kadın üye ve yönetiminde karar verici pozisyonda kadın yönetici bulundurmayan 16 şirket olduğu tespit edilmiştir. Bu inceleme kapsamında sadece 7 şirkette yönetim kurulu başkanının kadın olduğu saptanmıştır. Diğer bir ifadeyle BİST 100’deki 16 şirketin yönetim kurulunda ve üst yönetiminde kadın üye bulunmadığı, 100 şirketten 93’ünün yönetim kurulu başkanının erkek olduğu görülmüştür. Yapılan masa başı çalışmasında yönetim kurulu başkanının kadın olmasının eşitlik politikalarının uygulanması ve şirket içindeki cinsiyet dağılımının dengeli hale gelmesi üzerinde olumlu bir etki yarattığına ilişkin bulgulara erişilmiştir. Dolayısıyla yönetim kurulunda ve/veya üst yönetiminde kadın temsiliyeti yüksek olan şirketlerin mevcut çalışanlar ve işe alımlar konusunda daha eşitlikçi ve kapsayıcı politikalara sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu bulgular, iş yaşamında cinsiyet eşitliğini odağına alan fonlara yatırım yapılmasının önemini göstermektedir. 

Söz konusu fonlardan kısaca bahsetmek gerekirse, Türkiye İş Bankası’nın iştiraki İş Portföy Yönetimi A.Ş. tarafından 08.03.2021 tarihinde halka arz edilen İş’te Kadın Hisse Senedi Fonu’nun 11 Kasım 2024 tarihi itibarıyla yatırımcı sayısı 77.213 kişi olup; son 1 yıllık getirisi %63,93’dir. Türkiye Ekonomisi Bankası’nın (TEB) iştiraki TEB Portföy Yönetimi A.Ş. tarafından 17 Mart 2023 tarihinde halka arz edilen Önce Kadın Değişken Fonu’nun yatırımcı sayısı 1.211 kişi olup; yıllık getirisi %50,63’tür. Türkiye Halk Bankası’nın iştiraki olan Ziraat Portföy Yönetimi A.Ş. tarafından 30 Temmuz 2024 tarihinde halka arz edilmiş Halk’ın Üreten Kadınları Değişken Fonu ise en yakın tarihte arz edilmiş cinsiyet eşitliği temalı fondur.  Halka arzının üzerinden kısa bir süre geçmesine rağmen yatırımcı sayısı 457 kişi olan fonun, aylık getirisi %4’tür. 

Tablo 2. TEFAS’ta İşlem Gören Cinsiyet Eşitliği Temalı Fonlar*

Fon KoduFon AdıHalka Arz TarihiFiyat (TL)Yatırımcı SayısıSon 1 Aylık Getiri (%)
IHKİş’te Kadın Hisse Senedi Fonu08.03.202112,0077.2132,94
SHEÖnce Kadın Değişken Fonu17.03.20232,351.2115,41
HKGHalk’ın Üreten Kadınları Değişken Fonu30.07.20240,914574,00

*Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu (TEFAS)’nda sunulan 11.11.2024 tarihli veri ve istatistikler kullanılarak hazırlanmıştır.

Tablo 2 incelendiğinde en yüksek aylık getiriyi sağlayan fonun Önce Kadın Fonu (SHE) olduğu görülmektedir. Halk’ın Üreten Kadınları Değişken Fonu (HKG), halka arz tarihinin üzerinden henüz üç ay geçmiş olmasına rağmen gerek yatırımcı sayısı gerek aylık getiri oranı açısından iyi bir performans sergilediği görülmektedir. Türkiye’de cinsiyet eşitliğini odağına alan ilk fon olan İş’te Kadın Hisse Senedi Fonu (IHK), son bir aylık getiri açısından diğer iki fona göre düşük performans sergilemiş olsa da yıllık getirisiyle dikkat çekmektedir. Bu fonlar, bir yandan yatırımcıların getiri elde etmesini sağlamakta diğer yandan şirketleri cinsiyet eşitliğine dayalı politikalar geliştirme konusunda teşvik etmektedir. Nitekim bu fonlardan İş’te Kadın Hisse Senedi Fonu ve Halk’ın Üreten Kadınları Değişken Fonu’nun oluşumunu sağlayan Türkiye İş Bankası ve Türkiye Halk Bankası Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi İlkeleri (WEPs) imzacısıdır. 

Türkiye’de nüfus yapısındaki dengenin iş gücü istatistiklerine yansımaması iş gücü piyasasında önemli bir potansiyelin atıl kalmasına neden olmaktadır. Bu durum, hem ekonomik hem de toplumsal kalkınma açısından önemli bir kayba yol açmakta, küresel ve bölgesel rekabet açısından dezavantaj oluşturmaktadır. Türkiye’de kadınların iş gücüne katılma oranı, Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ile Avrupa Birliği (AB) ortalamasının altında seyretmektedir. Bu nedenle, Türkiye’de kadınların ekonomik katılımını destekleyecek tüm politikalar önem arz etmektedir. Bu bağlamda, cinsiyet eşitliği odaklı yatırım anlayışının gelişimini destekleyen ve uyguladığı eşitlik politikaları ile kadının güçlenmesini önceleyen şirketlere yatırım imkanı sunan tematik fonlara yatırım yapılması, çalışma yaşamında eşitlik politikalarının yaygınlaştırılmasına ve toplumda kadının güçlenmesine katkı sunacaktır. 

Doç. Dr. Hakan BEKTAŞ

No comments yet

Yorum bırakın