İhtiyaç Duymadım
Türkiye’de üretken yapay zeka kullananların oranı %19,2. Bu oranı “her beş kişiden biri” diye okuyoruz.
Peki ya diğer dört kişi?
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı istatistiklere göre toplumun büyük bir kısmı henüz üretken yapay zeka araçlarını kullanmıyor. Bunun nedeni sorulduğunda akla ilk gelen gerekçeler; gizlilik kaygısı, aracı nasıl kullanacağını bilmemek, böyle bir şeyin varlığından haberdar olmamak olarak sayılabilir. Evet, bunların hepsi verilen yanıtlar arasında. Ancak hiçbiri ilk sırada değil.
TÜİK tarafından yayımlanan yapay zeka istatistikleri incelendiğinde üretken yapay zeka kullanmayanların %63,3’ü kullanmama gerekçesini tek bir cümleyle açıklıyor.
“İhtiyaç duymadım.”
Acaba insanlar gerçekten yapay zekaya ihtiyaç duymuyor mu, yoksa onun hangi ihtiyaçlarını karşılayabileceğini henüz bilmiyor mu?
Kullananlar hangi amaçla yararlanıyor?
TÜİK tarafından yayımlanan istatistikler, üretken yapay zeka kullananlar arasında kişisel kullanımın belirgin şekilde öne çıktığını gösteriyor. Kullanıcıların %79,7’si bu araçlardan özel amaçlarla yararlandığını belirtiyor. Mesleki kullanımın oranı %33,8, örgün eğitim amacıyla kullanımın oranı ise %31,4. Bu soruda birden fazla seçenek işaretlenebildiğinden oranların toplamı %100’ü aşıyor. Bu yanıtlara göre, Türkiye’de üretken yapay zekayla ilk temas büyük ölçüde gündelik ihtiyaçlar üzerinden kuruluyor diyebiliriz.
Gündelik hayatınızda bir seyahat planı hazırlamak, bir yemek tarifi bulmak, bir metni düzeltmek veya ürünleri karşılaştırmak için siz de bu araçlara başvurmuş olabilirsiniz. Dolayısıyla üretken yapay zeka, çoğu kullanıcının günlük işlerini kolaylaştıran bir yardımcı olarak hayatına giriyor.
Anthropic Economic Index’in Türkiye verisi de benzer bir tablo ortaya koyuyor. Türkiye’deki Claude kullanıcılarının konuşmaları kullanım amaçlarına göre sınıflandırıldığında, konuşmaların %43,34’ünün kişisel, %40,37’sinin iş, %16,29’unun ise eğitim ve ders çalışmalarıyla ilişkili olduğu görülüyor. Bu veriye göre üretken yapay zeka hem özel yaşama hem çalışma hayatına girmiş durumda.
Elbette bu iki bulguyu doğrudan karşılaştırmak mümkün değil. Çünkü TÜİK bulguları araştırmaya katılan bireylerin beyanlarına dayanırken, Anthropic’in verileri yalnızca Claude kullanıcılarının konuşmalarının sınıflandırılmasına dayanıyor. Buna rağmen her iki kaynak da aynı yöne işaret ediyor. Yani kişisel kullanım ön planda.
Kullanmak başka, dönüştürmek başka
Bir üretken yapay zeka uygulamasını açıp soru sormak görece kolay. Fakat doğru soruyu sormak, alınan yanıtı denetlemek ve hataları fark edebilmek aynı ölçüde kolay değil.
Dolayısıyla bir yandan toplumun yapay zeka okuryazarlığının artırılması diğer yandan bu teknolojiyi geliştirebilecek ve ihtiyaçlara uyarlayabilecek insan kaynağının güçlendirmesi önem arz etmekte.
Bir teknolojinin yaygınlaşması çoğu zaman ona erişimin kolaylaşmasıyla açıklanabilir. Oysa erişim tek başına yeterli değil. İnsanlar, yapay zekanın hangi somut sorunlarını çözebileceğini görmedikçe ona ihtiyaç da duymayacak.
“İhtiyaç duymadım” yanıtı, her zaman gerçek bir ihtiyaç yokluğu anlamına gelmeyebilir bu arada.
Belki de asıl mesele yapay zekaya nerede ve neden ihtiyaç duyabileceğimizi henüz yeterince fark etmememizdir.